Farmakoloji terimleri

54 terim

ACE inhibitörleri
Anjiyotensin I'in anjiyotensin II'ye dönüşümünü engelleyerek damarları genişleten ve aldosteronu azaltan ilaç sınıfı; hipertansiyon, kalp yetmezliği ve diyabetik böbrek hastalığında kullanılır. İlk dozda hipotansiyon, kuru öksürük, hiperkalemi ve nadir ama hayatı tehdit eden anjiyoödem görülebilir; gebelikte kontrendikedir. Kan basıncı, potasyum ve böbrek işlevi izlenir.
Advers ilaç reaksiyonu
Normal dozda kullanılan bir ilaca karşı gelişen istenmeyen ve zararlı yanıt; beklenen, genellikle hafif yan etkiden ve aşırı dozun yol açtığı toksisiteden ayrılır. Alerjik reaksiyonlar ve anafilaksi bu gruptadır. Şüphelenildiğinde ilaç durdurulur, hasta değerlendirilir, hekime haber verilir ve farmakovijilans sistemine (Türkiye'de TÜFAM) bildirilir.
Aminoglikozitler
Bakteride protein yapımını engelleyen, özellikle ağır gram negatif enfeksiyonlarda kullanılan antibiyotikler (ör. gentamisin, amikasin, tobramisin); ağızdan çok az emildiğinden IV ya da IM verilirler. Nefrotoksisite ve kalıcı olabilen ototoksisite (işitme kaybı, kulak çınlaması, baş dönmesi) başlıca risklerdir; nöromüsküler blokaj da yapabilirler. Terapötik aralıkları dardır; kan düzeyleri (pik ve çukur) izlenir. Hemşire kreatinini, idrar çıkışını ve işitmeyi izler, düzey için kan örneğini istenen saatte alır, diğer nefrotoksik ilaçlarla birlikte kullanımda dikkatli olur.
Anjiyotensin reseptör blokerleri
Anjiyotensin II'nin damar ve böbreküstü bezindeki reseptörlerine bağlanmasını engelleyen ilaç grubu (ör. losartan, valsartan); damarları genişletir ve aldosteron etkisini azaltır. Hipertansiyon, kalp yetmezliği ve diyabetik böbrek hastalığında, özellikle ACE inhibitörüyle öksürük gelişen hastalarda kullanılır. Hipotansiyon, hiperkalemi ve böbrek işlevinde bozulma yapabilir; anjiyoödem nadirdir. Gebelikte fetüse zarar verdiği için kullanılmaz. Hemşire kan basıncını, potasyumu ve böbrek işlevini izler; potasyumlu tuz yerine geçen ürünlerden kaçınmayı öğretir.
Antiemetikler
Bulantı ve kusmayı farklı yolaklar üzerinden önleyen ya da gideren ilaçlar: serotonin 5-HT3 antagonistleri (ör. ondansetron), dopamin antagonistleri (ör. metoklopramid), antihistaminikler, NK1 antagonistleri ve kortikosteroidler. Seçim nedene (kemoterapi, cerrahi, gebelik, taşıt tutması) göre yapılır. Ondansetron QT aralığını uzatabilir ve kabızlık yapabilir; dopamin antagonistleri ekstrapiramidal belirtilere yol açabilir; birçoğu uyku hali yapar. Hemşire ilacı kemoterapi gibi öngörülebilir tetikleyiciden önce verir, sıvı-elektrolit durumunu değerlendirir, sedasyonlu hastada düşmeleri önler.
Antiepileptik ilaçlar
Nöronların uyarılabilirliğini azaltarak nöbetleri önleyen ilaçlar (ör. levetirasetam, valproat, karbamazepin, fenitoin, lamotrijin); uzun süren nöbeti benzodiazepinler durdurur. Uyku hali ve baş dönmesi sıktır; bazıları ağır döküntü, karaciğer hasarı, kan hastalıkları, doğumsal anomali ya da çok sayıda etkileşim yapar, bir kısmında kan düzeyi izlenir, tümü intihar düşüncesi riski taşır. İlaçlar zamanında verilir, nöbet tetiklenebileceğinden aniden kesilmez. Hemşire düşme önlemleri alır; döküntü ya da duygudurum değişikliğinin hemen bildirilmesini, izin verilene dek araç kullanmamayı öğretir.
Antikoagülanlar
Pıhtı oluşumunu ve büyümesini önleyen ilaçlar: heparinler, varfarin ve doğrudan etkili oral antikoagülanlar. Başlıca risk kanamadır: diş eti, idrar, dışkı ve morluklar izlenir; standart (fraksiyone olmayan) heparinde aPTT ya da anti-Xa, tüm heparinlerde trombosit, varfarinde INR takip edilir. Antidotlar: heparin için protamin, varfarin için K vitamini. Varfarin kullanan hastaya K vitamini alımını sabit tutması öğretilir.
Antikolinerjik ilaçlar
Asetilkolinin muskarinik reseptörlerdeki etkisini engelleyen ilaçlar (ör. atropin, skopolamin, oksibutinin, ipratropium); semptomatik bradikardide, sekresyonları azaltmak için, aşırı aktif mesanede, taşıt tutmasında ve bronkospazmda kullanılır. Tipik etkiler ağız kuruluğu, bulanık görme, taşikardi, kabızlık, idrar retansiyonu, terleme azalmasıyla hipertermi ve özellikle yaşlılarda konfüzyon ya da deliryumdur. Trisiklik antidepresanlar ve birinci kuşak antihistaminikler gibi birçok ilaç antikolinerjik yükü artırır. Hemşire bağırsak ve mesane işlevini, kalp hızını ve bilinç durumunu izler.
Antipsikotikler
Başlıca dopamin reseptörlerini bloke ederek psikotik belirtileri azaltan ilaçlar; tipik (birinci kuşak, ör. haloperidol) ve atipik (ikinci kuşak, ör. risperidon, olanzapin, klozapin) olarak ayrılır. Tipiklerde ekstrapiramidal belirtiler ve tardif diskinezi, atipiklerde kilo artışı ve metabolik sendrom öne çıkar. Nöroleptik malign sendrom acildir; klozapinde agranülositoz riski nedeniyle kan sayımı izlenir.
Antitrombosit ilaçlar
Trombositlerin kümeleşmesini engelleyerek arteriyel pıhtı oluşumunu önleyen ilaç grubu: asetilsalisilik asit ve P2Y12 inhibitörleri (ör. klopidogrel, tikagrelor). Akut koroner sendrom, koroner stent, iskemik inme ve periferik arter hastalığında kullanılır. Başlıca risk kanamadır, özellikle mide-bağırsak kanaması. Stent sonrası ikili antitrombosit tedavinin kardiyolog onayı olmadan kesilmesi stent trombozuna yol açabilir. Hemşire kanama bulgularını izler, ameliyat öncesi ilacın istem doğrultusunda kesilip kesilmediğini kontrol eder ve tedaviye uyumu öğretir.
Benzodiazepinler
GABA etkisini artırarak anksiyolitik, sedatif, kas gevşetici ve antikonvülzan etki gösteren ilaç sınıfı (ör. lorazepam, diazepam, midazolam); anksiyete, nöbet ve alkol yoksunluğunda kullanılır. Opioid veya alkolle birlikte solunum depresyonu riski artar; yaşlılarda düşme ve konfüzyona yol açabilir. Antidotu flumazenildir; uzun süreli kullananlarda nöbet tetikleyebileceği için dikkatli kullanılır. Uzun kullanımda bağımlılık gelişebileceğinden azaltılarak kesilir.
Beta blokerler
Kalpteki beta-1 reseptörlerini (seçici olmayanlar beta-2 reseptörlerini de) bloke ederek kalp hızını, kasılma gücünü ve kan basıncını düşüren ilaç sınıfı; hipertansiyon, anjina, aritmi ve kalp yetmezliğinde kullanılır. Uygulamadan önce apikal nabız ve kan basıncı ölçülür; istemdeki sınırların altındaysa ilaç verilmeden hekime danışılır. Hipoglisemi belirtilerini maskeleyebilir, seçici olmayanlar astımda bronkospazm yapabilir; birden kesilmez.
Biguanidler
Tip 2 diyabette genellikle ilk seçenek olan ağızdan ilaç grubu; kullanımdaki tek temsilcisi metformin karaciğerde glukoz yapımını azaltır, insülin duyarlılığını artırır ve tek başına nadiren hipoglisemi yapar. Başlangıçta bulantı, ishal ve ağızda metal tadı sık olduğundan yemekle alınır; uzun süreli kullanım B12 vitaminini düşürebilir. Laktik asidoz nadir ama ciddidir; böbrek yetmezliği, hipoksi, aşırı alkol ve dehidratasyonda risk artar. Hemşire böbrek işlevini kontrol eder; iyotlu kontrastlı tetkiklerde, cerrahide ya da akut hastalıkta ilacı istem doğrultusunda keser.
Biyoyararlanım
Bir dozun sistemik dolaşıma değişmeden ulaşan oranı. IV verilen ilacın biyoyararlanımı %100'dür; ağızdan alınanlarınki genellikle daha düşüktür, çünkü emilmeleri gerekir ve birçoğu dolaşıma ulaşmadan karaciğerde kısmen yıkılır (ilk geçiş etkisi). Bu nedenle aynı ilacın ağızdan ve IV dozları farklı olabilir; dil altı, transdermal ya da rektal yolla ilk geçiş etkisinden kısmen kaçınılabilir. Besinler, diğer ilaçlar, bağırsak ve karaciğer hastalıkları biyoyararlanımı değiştirir; hemşire ilaçları öğünlerle ilişkisine uygun verir ve istem olmadan uygulama yolunu değiştirmez.
Bronkodilatörler
Bronş düz kasını gevşeterek hava yolunu genişleten ilaçlar: kısa ve uzun etkili beta-2 agonistler (ör. salbutamol), antikolinerjikler (ör. ipratropium, tiotropium) ve teofilin. Kısa etkililer akut belirtileri giderir, uzun etkililer idame tedavisinde kullanılır. Astımda (GINA) kısa etkili ilaç tek başına tedavi olarak kullanılmaz; uzun etkili beta-2 agonist hiçbir zaman tek başına değil, inhale kortikosteroidle birlikte verilir. Taşikardi, çarpıntı ve tremor yapabilir. Hemşire inhaler ve aralık odası (spacer) tekniğini öğretir, sonrasında solunum seslerini yeniden değerlendirir.
Duygudurum dengeleyiciler
Bipolar bozuklukta mani ve depresyon ataklarını önleyen ilaçlar: lityum ile valproat, karbamazepin ve lamotrijin gibi antiepileptikler. Lityumun terapötik aralığı dardır; kan düzeyi, böbrek ve tiroid işlevleri düzenli izlenir. Dehidratasyon ve düşük tuz alımı lityum düzeyini yükseltir; bulantı, ishal, kaba tremor, ataksi ve konfüzyon toksisite belirtisidir. Valproat ve karbamazepin teratojeniktir.
Farmakodinamik
İlacın vücuda ne yaptığı: etkisini çoğunlukla reseptörlere, enzimlere ya da iyon kanallarına bağlanarak nasıl oluşturduğu. Agonist reseptörü uyarır, antagonist engeller, kısmi agonist daha zayıf bir etki oluşturur. Potens, etkinlik ve doz-yanıt ilişkisi ne kadar ilaç gerektiğini ve ne büyüklükte etki oluşabileceğini anlatır; tolerans, tekrarlanan kullanımla yanıtın azalmasıdır. Farmakokinetikle birlikte aynı ilacın kişilerde neden farklı etki yaptığını açıklar. Hemşire verdiği her ilacın beklenen tedavi edici etkisini ve yan etkilerini değerlendirir.
Farmakokinetik
Vücudun ilaca ne yaptığını inceleyen alan: emilim, dağılım, metabolizma (çoğunlukla karaciğerde) ve atılım (çoğunlukla böbreklerle). Yaşlılarda, çocuklarda ve karaciğer ya da böbrek işlevi bozuk hastalarda bu süreçler değiştiği için ilaç birikip toksik düzeye ulaşabilir; hemşire böbrek ve karaciğer testlerini izler.
GLP-1 reseptör agonistleri
Bağırsak hormonu GLP-1'i taklit eden enjeksiyonluk ya da ağızdan ilaçlar (ör. liraglutid, semaglutid): glukoza bağlı insülin salgısını artırır, glukagonu baskılar, mide boşalmasını yavaşlatır ve iştahı azaltır. Tip 2 diyabette, bazıları obezitede de kullanılır. Bulantı, kusma ve ishal sıktır; insülin ya da sülfonilüreyle birlikte verilmedikçe hipoglisemi beklenmez. Kişisel ya da ailesel medüller tiroit kanseri veya MEN 2 öyküsünde kullanılmaz. Hemşire şiddetli karın ağrısının (pankreatit) ve sürekli kusmanın bildirilmesini, ameliyat öncesi anestezi ekibine bilgi verilmesini öğretir.
Hasta kontrollü analjezi
Hastanın bir düğmeye basarak, hekimin belirlediği kilitli kalma aralığı ve doz sınırları içinde, kendine önceden ayarlanmış küçük analjezik dozları (çoğunlukla opioid) vermesini sağlayan programlanabilir infüzyon pompası; daha dengeli ağrı kontrolü ve kontrol duygusu sağlar. Düğmeye yalnızca hasta basar: aile üyelerinin ya da personelin basması aşırı sedasyona yol açabilir. Hemşire ağrıyı, sedasyon düzeyini, solunum sayısını ve oksijen satürasyonunu düzenli değerlendirir, pompa ayarlarını ikinci bir hemşireyle kontrol eder, naloksonu hazır bulundurur ve kullanımı öğretir.
İlaç etkileşimi
Bir ilacın etkisinin başka bir ilaç, besin, bitkisel ürün veya alkolle artması ya da azalması. Örneğin greyfurt suyu bazı ilaçların metabolizmasını yavaşlatır; K vitamininden zengin besinlerin alımındaki ani değişiklik varfarinin etkisini değiştirir. Hemşire bitkisel ürünler dâhil hastanın kullandığı her şeyi sorgular ve etkileşimleri kontrol eder.
İlaç uygulamada doğrular
Güvenli ilaç uygulaması için her dozda kontrol edilen ilkeler: doğru hasta, doğru ilaç, doğru doz, doğru yol ve doğru zaman; bunlara sıklıkla doğru kayıt, doğru endikasyon ve hastanın reddetme hakkı eklenir. Kontrol ilaç hazırlanırken ve hastanın başında tekrarlanır. Doğrular hataları azaltır ama sistem düzeyindeki güvenlik önlemlerinin yerini tutmaz.
İnhale kortikosteroidler
Hava yollarındaki inflamasyonu azaltan, solunum yoluyla alınan kortikosteroidler (ör. budesonid, flutikazon, beklometazon); astım ve bazı KOAH hastalarında kontrol (koruyucu) ilacıdır, akut atağı geçirmez. GINA, astımlı erişkin ve ergenlerde tedavinin inhale kortikosteroid içermesini önerir. Ağızda pamukçuk ve ses kısıklığı en sık yan etkilerdir. Hemşire düzenli kullanımı, doğru inhaler tekniğini ve gerekirse aralık odası (spacer) kullanımını öğretir; her kullanımdan sonra ağzın çalkalanıp suyun tükürülmesini söyler.
İnsülin tedavisi
Pankreasın beta hücrelerinin salgıladığı ve glukozun hücreye girişini sağlayan hormon; ilaç olarak hızlı, kısa, orta ve uzun etkili tipleri vardır. Tip 1 diyabette yaşamsaldır. En önemli risk hipoglisemidir: hemşire kan şekerini izler, öğün zamanını insülinin etkisine göre ayarlar ve uygulamada çift kontrol yapar. IV infüzyonda genellikle kristalize (regüler) insülin kullanılır.
Kalsiyum kanal blokerleri
Kalsiyumun damar düz kası ve kalp hücrelerine girişini engelleyen ilaç grubu. Dihidropiridinler (ör. amlodipin) arterleri genişletir; baş ağrısı, yüz kızarması, ayak bileği ödemi ve refleks taşikardi yapabilir. Dihidropiridin olmayanlar (diltiazem, verapamil) kalp hızını ve AV iletimini de yavaşlatır; bradikardi, AV blok ve kabızlık yapabilir. Hipertansiyon, angina ve bazı aritmilerde kullanılır. Hemşire vermeden önce kan basıncını ve nabzı kontrol eder, istemdeki sınırların altındaysa ilacı vermeden hekime danışır; greyfurt suyundan kaçınmayı öğretir.
Kardiyak glikozitler
Kalbin kasılma gücünü artırıp kalp hızını yavaşlatan ilaç sınıfı; başlıca örneği digoksindir ve kalp yetmezliği ile atriyal fibrilasyonda kullanılır. Terapötik aralığı dardır. Uygulamadan önce apikal nabız tam 1 dakika sayılır; erişkinde 60/dk altındaysa genellikle ilaç verilmeden hekime danışılır. Hipokalemi toksisiteyi artırır; bulantı, iştahsızlık, görmede sarı-yeşil haleler ve yeni aritmiler toksisite belirtisidir.
Kıvrım diüretikleri
Henle kulpunda sodyum ve klor geri emilimini engelleyerek güçlü diürez sağlayan ilaç sınıfı (ör. furosemid); ödem, kalp yetmezliği ve akut akciğer ödeminde kullanılır. Hipokalemi, hiponatremi, dehidratasyon, hipotansiyon ve hızlı IV uygulamada ototoksisite görülebilir. Hemşire aldığı-çıkardığı sıvıyı, günlük tartıyı, elektrolitleri ve kan basıncını izler.
Kortikosteroidler
Güçlü antiinflamatuvar ve immünsüpresif etkili ilaç sınıfı (ör. prednizolon, deksametazon). Hiperglisemi, enfeksiyon belirtilerinin maskelenmesi, sıvı tutulumu, peptik ülser, kemik kaybı ve duygudurum değişikliği yapabilir. Uzun kullanımda böbreküstü bezini baskıladığı için birden kesilmez, azaltılarak bırakılır; hemşire kan şekerini ve enfeksiyon belirtilerini izler.
Laksatifler
Dışkılamayı kolaylaştıran ilaçlar: hacim oluşturucular (ör. psilyum), ozmotik ajanlar (ör. laktüloz, polietilen glikol), uyarıcılar (ör. sennozid, bisakodil) ve dışkı yumuşatıcılar (dokusat). Opioid tedavisi sırasında olduğu gibi kabızlıkta ve girişim öncesi bağırsak hazırlığında kullanılır. Hacim oluşturucular tıkanmayı önlemek için bol sıvıyla alınır; aşırı kullanım dehidratasyon, elektrolit bozukluğu ve bağımlılık yapabilir. Bağırsak tıkanıklığı şüphesinde ya da akut karın ağrısında verilmez. Hemşire dışkılama örüntüsünü, karnı ve sıvı alımını değerlendirir; lif, sıvı ve hareketi öğretir.
Lökotrien reseptör antagonistleri
Bronş daralması, mukus ve inflamasyona yol açan lökotrienlerin reseptörlerini engelleyen ağızdan alınan ilaçlar (ör. montelukast); astımda ek kontrol ilacı olarak, egzersizle tetiklenen bronkospazmda ve diğer tedavilerin yetersiz kaldığı alerjik rinitte kullanılır, akut atağı geçirmez. Ajitasyon, uyku bozukluğu, depresyon ve intihar düşüncesi gibi ciddi nöropsikiyatrik yan etkiler bildirilmiştir. Hemşire ilacın her gün düzenli alınmasını, kurtarıcı inhalerin yanında bulundurulmasını öğretir; hastanın ve ailesinin ruh hali ya da davranış değişikliklerini hemen bildirmesini ister.
Nitratlar
Venleri ve koroner arterleri genişleterek ön yükü ve miyokardın oksijen gereksinimini azaltan ilaç grubu (ör. nitrogliserin, izosorbid mononitrat); anginanın tedavisinde ve önlenmesinde kullanılır. Baş ağrısı, yüz kızarması, baş dönmesi ve hipotansiyon sık görülür. Fosfodiesteraz-5 inhibitörleriyle (ör. sildenafil) birlikte ağır hipotansiyon yaptığından bu ilaçlar sorulmalıdır. Dil altı nitrogliserin hasta otururken verilir; ilk dozdan 5 dakika sonra ağrı geçmezse acil yardım çağrılmalıdır. Tolerans gelişmemesi için bant ve uzun etkili formlarda ilaçsız aralık bırakılır.
Nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar
Siklooksijenaz (COX) enzimlerini inhibe edip prostaglandin yapımını azaltarak ağrı, ateş ve inflamasyonu gideren ilaç sınıfı (ör. ibuprofen, naproksen). Mide-bağırsak kanaması ve ülser, böbrek hasarı, sıvı tutulumu ve kardiyovasküler olay riskini artırır. Yemekle birlikte alınması önerilir; yaşlılarda, böbrek hastalığında ve antikoagülan kullananlarda dikkatli kullanılır.
Opioid analjezikler
Merkezi sinir sistemindeki opioid reseptörlerine bağlanarak orta-şiddetli ağrıyı gideren ilaçlar (ör. morfin, fentanil, oksikodon). En tehlikeli etkisi solunum depresyonudur ve öncesinde genellikle sedasyon artar; bu nedenle sedasyon düzeyi solunum hızıyla birlikte değerlendirilir. Kabızlık, bulantı ve kaşıntı sıktır. Antidotu naloksondur; etkisi opioidden önce geçebileceği için izlem sürdürülür.
Opioid antagonistleri
Opioidleri reseptörlerinden ayırarak etkilerini geri çeviren ilaçlar; nalokson IV, IM, subkütan ya da burun yoluyla verildiğinde opioide bağlı solunum depresyonunu dakikalar içinde düzeltir. Etkisi uzun etkili bir opioidinkinden önce bitebilir ve solunum depresyonu geri dönebilir; bu nedenle verildikten sonra solunum sayısı, oksijen satürasyonu ve sedasyon düzeyi izlenmeye devam edilir. Düzenli opioid kullananlarda hızlı geri çevirme akut yoksunluk ve şiddetli ağrı yapabileceğinden istem doğrultusunda titre edilir. Hemşire opioid verilen her yerde naloksonu hazır bulundurur.
Parasetamol
Merkezi etkiyle ağrıyı ve ateşi azaltan, antiinflamatuvar etkisi zayıf ilaç; NSAİİ grubundan farklı olarak mideyi tahriş etmez ve trombositleri etkilemez. Birkaç kombine ürünün birlikte alınmasıyla oluşan kazara aşırı doz dâhil, aşırı doz ilk gün belirti vermeyebilen ağır karaciğer hasarı yapar; antidotu asetilsisteindir ve erken başlanınca en etkilidir. Hemşire hastanın aldığı her üründe parasetamol olup olmadığını kontrol eder, istenen günlük üst sınırın aşılmamasını sağlar; karaciğer hastalığı, düzenli alkol kullanımı ve yetersiz beslenmede daha dikkatli olur.
Penisilinler
Bakteri hücre duvarı yapımını engelleyen beta-laktam antibiyotikler (ör. amoksisilin, ampisilin, piperasilin-tazobaktam); birçok gram pozitif ve bazı gram negatif enfeksiyonda kullanılır. Alerjik reaksiyonlar döküntüden anafilaksiye uzanabilir ve daha önce penisiline reaksiyon gösterenlerde daha olasıdır. Hemşire ilk dozdan önce alerji öyküsünü sorar, ilk dozdan sonra hastayı anafilaksi açısından izler ve acil müdahale olanaklarını hazır tutar. İshal ve Clostridioides difficile enfeksiyonu görülebilir; tedavinin istenen süre boyunca eksiksiz tamamlanmasını öğretir.
Pik ve çukur düzeyleri
İlacın kandaki en yüksek (pik) konsantrasyonu ile bir sonraki dozdan hemen önceki en düşük (çukur) konsantrasyonu. Aminoglikozitler gibi aralığı dar ilaçlarda etkinlik ve toksisite izlemi için ölçülür; vankomisin izleminde giderek eğri altı alan (AUC) hesabı kullanılmaktadır. Çukur düzey için kan bir sonraki dozdan hemen önce alınır ve örnek alma saati tam olarak kaydedilir.
Polifarmasi
Bir kişinin aynı anda çok sayıda ilaç kullanması. Yaşlılarda düşme, konfüzyon, ilaç etkileşimi ve advers reaksiyon riskini artırır. Hemşire reçetesiz ve bitkisel ürünler dâhil tam ilaç listesi çıkarır, yaşlılarda uygunsuz ilaç ölçütlerini (ör. Beers) göz önünde bulundurur ve gereksiz ilaçları hekimle gözden geçirir.
Potasyum tutucu diüretikler
Distal nefronda sodyum atılımını artırırken potasyumu tutan zayıf diüretikler: aldosteron antagonistleri (spironolakton, eplerenon) ve epitelyal sodyum kanalı blokerleri (amilorid, triamteren). Kalp yetmezliği, siroza bağlı asit, primer hiperaldosteronizm ve dirençli hipertansiyonda kullanılır. Başlıca tehlike hiperkalemidir; ACE inhibitörü ya da ARB kullananlarda ve böbrek yetmezliğinde risk artar. Spironolakton jinekomastiye yol açabilir. Hemşire potasyumu ve böbrek işlevini izler; potasyum takviyelerinden ve potasyumlu tuz yerine geçen ürünlerden kaçınmayı öğretir.
Proton pompası inhibitörleri
Mide paryetal hücrelerinde asit salgısının son basamağını engelleyen ilaçlar (ör. omeprazol, pantoprazol); gastroözofageal reflü, peptik ülser, antibiyotiklerle H. pylori tedavisi, stres ülserinin önlenmesi ve NSAİİ tedavisinde mide koruması için kullanılır. Ağızdan formlar kahvaltıdan önce alınınca en etkilidir. Özellikle uzun süreli kullanım Clostridioides difficile enfeksiyonu, pnömoni, magnezyum düşüklüğü, B12 vitamini eksikliği ve kırıklarla ilişkilidir; sürekli kullanım gereği gözden geçirilir. Hemşire geç salınımlı formların bütün yutulmasını, siyah dışkının bildirilmesini öğretir.
Seçici serotonin geri alım inhibitörleri
Sinapsta serotonin geri alımını engelleyen antidepresan sınıfı (ör. sertralin, fluoksetin, essitalopram); depresyon ve anksiyete bozukluklarında yaygın olarak kullanılır. Tam etki birkaç haftada ortaya çıkar. Tedavinin başında, özellikle gençlerde intihar düşüncesi artabileceğinden yakın izlem gerekir. Başka serotonerjik ilaçlarla birlikte serotonin sendromu riski vardır; birden kesilmemelidir.
Sefalosporinler
Kuşaklara ayrılan beta-laktam antibiyotikler; yeni kuşaklar gram negatif bakterilere daha etkilidir (ör. birinci kuşak sefazolin, üçüncü kuşak seftriakson). Sefazolin cerrahi profilakside sık kullanılır ve kesiden önceki bir saat içinde verilir. Penisilinlerle çapraz reaksiyon olasılığı düşüktür ama ağır penisilin reaksiyonu sonrasında hekime danışılır. İshal ve Clostridioides difficile enfeksiyonu yapabilir. Seftriakson kalsiyumlu IV çözeltilerle karıştırılmaz, aynı anda verilmez; bu çözeltiler gereken yenidoğanda kullanılmaz. Hemşire alerji öyküsünü alır ve anafilaksi açısından izler.
Serotonin sendromu
Serotonerjik ilaçlarla (SSRI, SNRI, MAO inhibitörleri, tramadol, triptanlar gibi) gelişen, hayatı tehdit edebilen tablo; en çok bu ilaçlar birlikte kullanıldığında görülür, ancak tek ilaçla da, özellikle tedavi başlangıcında ya da doz artışında ortaya çıkabilir. Ajitasyon veya konfüzyon, taşikardi, hipertermi, terleme, ishal, tremor, klonus ve hiperrefleksi görülür. Şüphelenilen ilaç kesilir, hekime haber verilir; yaşam bulguları ve vücut sıcaklığı yakından izlenir.
SGLT2 inhibitörleri
Böbreklerin glukozu ve sodyumu idrarla atmasını sağlayan ağızdan ilaçlar (ör. empagliflozin, dapagliflozin); tip 2 diyabette kan şekerini düşürmenin yanında kalbi ve böbrekleri korur, kalp yetmezliği ve kronik böbrek hastalığında da kullanılır. Genital mantar enfeksiyonu, idrar yolu enfeksiyonu, sıvı kaybı ve hipotansiyon görülebilir. Özellikle akut hastalık, açlık ya da cerrahi sırasında kan şekeri normale yakınken ketoasidoz (öglisemik DKA) yapabilir. Hemşire genital hijyeni ve yeterli sıvı alımını öğretir; akut hastalıkta ve ameliyattan önce ilacı istem doğrultusunda keser.
Sitokrom P450 enzimleri
Birçok ilacı yıkan, başta karaciğer ve bağırsaktaki enzim ailesi (ör. CYP3A4, CYP2D6). Enzim indükleyiciler (ör. rifampisin, karbamazepin, sarı kantaron) yıkımı hızlandırıp başka ilaçların etkisiz kalmasına; inhibitörler (ör. klaritromisin, flukonazol, greyfurt suyu) yıkımı yavaşlatıp başka ilaçların toksik düzeye çıkmasına yol açabilir. Genetik farklılıklar kişileri hızlı ya da yavaş metabolize edici yapar. Varfarin gibi ilaçlarla birçok ciddi etkileşimin temelidir. Hemşire her yeni ilacı, takviyeyi ve bitkisel ürünü hastanın ilaç listesiyle karşılaştırır, etkileşimleri bildirir.
Statinler
Karaciğerde kolesterol yapımını HMG-KoA redüktaz enzimini engelleyerek azaltan ve LDL kolesterolü düşüren ilaç grubu (ör. atorvastatin, rosuvastatin); koroner arter hastalığı, inme ve diyabette kardiyovasküler riski azaltır. En önemli yan etkiler miyopati ve nadiren rabdomiyolizdir; karaciğer enzimleri yükselebilir. Gebelikte kullanılmaz. Hemşire açıklanamayan kas ağrısı, güçsüzlük ya da koyu renkli idrarın hemen bildirilmesini öğretir; bazı statinlerin greyfurt suyuyla etkileştiğini ve diyet ile egzersizin tedaviyi tamamladığını anlatır.
Sülfonilüreler
Kan şekerinden bağımsız olarak pankreas beta hücrelerinden insülin salgısını uyaran, tip 2 diyabette kullanılan ağızdan ilaçlar (ör. gliklazid, glimepirid, glipizid). Başlıca risk hipoglisemidir; özellikle yaşlılarda, böbrek yetmezliğinde ve öğün atlandığında ya da geciktiğinde görülür ve uzun sürebilir. Kilo alımı sıktır. Hemşire ilacın yemekle ya da yemekten hemen önce alınmasını, öğün atlanmamasını, hipogliseminin tanınıp tedavi edilmesini ve önerildiği gibi kan şekeri ölçümünü öğretir; beta blokerlerin uyarı belirtilerini maskeleyebileceğini anlatır.
Terapötik indeks
Bir ilacın toksik dozu ile etkili dozu arasındaki oran. Terapötik indeksi dar ilaçlarda (ör. digoksin, lityum, varfarin, aminoglikozitler) etkili ve toksik düzeyler birbirine çok yakındır; hemşire kan düzeylerini ve toksisite belirtilerini izler, ilaç etkileşimlerine dikkat eder.
Tiyazid diüretikleri
Distal tübülde sodyum ve klor geri emilimini engelleyen, orta güçte diüretik ilaç grubu (ör. hidroklorotiyazid, indapamid); hipertansiyonun ilk basamak tedavisinde sık kullanılır. Hipokalemi, hiponatremi, hiperkalsemi, hiperglisemi ve ürik asit artışına (gut atağı) yol açabilir; böbrek işlevi çok düşükken etkisi azalır. Hemşire kan basıncını, elektrolitleri, kan şekerini ve günlük tartıyı izler; gece idrara çıkmayı önlemek için ilacın sabah alınmasını, hipokalemi belirtilerini bildirmeyi öğretir.
Trombolitikler
Plazminojeni plazmine çevirerek oluşmuş pıhtıyı eriten ilaçlar (ör. alteplaz, tenekteplaz). Zaman penceresi içindeki akut iskemik inmede, perkütan koroner girişimin zamanında yapılamadığı STEMI'de ve masif pulmoner embolide kullanılır. En ciddi risk intrakraniyal kanama dâhil ağır kanamadır. Hemşire uygunluk ve dışlanma ölçütlerini kontrol listesiyle doğrular, kan basıncını istenen sınırın altında tutar, sık nörolojik değerlendirme yapar, tedavi sonrasında gereksiz girişimlerden ve IM enjeksiyondan kaçınır, kanama ve anjiyoödem bulgularını izler.
Vankomisin
Gram pozitif bakterilerde hücre duvarı yapımını engelleyen glikopeptit antibiyotik; MRSA dâhil dirençli gram pozitif enfeksiyonlarda IV, Clostridioides difficile enfeksiyonunda ağızdan kullanılır. Hızlı infüzyon yüzde, boyunda ve gövdede kızarıklık, kaşıntı ve hipotansiyonla seyreden infüzyon reaksiyonuna yol açar; bu nedenle en az 60 dakikada verilir. Nefrotoksisite ve ototoksisite yapabilir; kan düzeyi izlenir. Hemşire infüzyon hızına uyar, kreatinini ve idrar çıkışını izler, düzey için kan örneğini istenen saatte alır.
Vazopresörler ve inotroplar
Şokta perfüzyonu desteklemek için verilen yüksek riskli ilaçlar: vazopresörler (ör. noradrenalin, adrenalin, vazopressin) damarları daraltarak kan basıncını, inotroplar (ör. dobutamin) kalbin kasılma gücünü artırır. Önce hipovolemi düzeltilir; ilaçlar infüzyon pompasıyla, tercihen santral venden sürekli infüzyon olarak verilir ve istenen ortalama arter basıncına göre titre edilir. Hemşire kan basıncını sürekli olarak, ayrıca nabzı, ritmi, idrar çıkışını ve ekstremite perfüzyonunu izler; damar dışına kaçış doku nekrozu yapabileceğinden infüzyon yerini sık kontrol eder.
Yarılanma ömrü
Kandaki ilaç konsantrasyonunun yarıya inmesi için geçen süre. İlacın ne sıklıkla verileceğini belirler: düzenli kullanımda kararlı durum düzeyine yaklaşık 4–5 yarılanma ömründe ulaşılır, kesilen ilaç da benzer sürede büyük oranda vücuttan atılır. Böbrek veya karaciğer yetmezliğinde uzayabilir.
Yüksek riskli ilaçlar
Hatalı kullanıldığında ciddi zarar verme olasılığı yüksek olan ilaçlar: insülin, antikoagülanlar, opioidler, konsantre elektrolitler (ör. potasyum klorür), kemoterapi ilaçları ve nöromüsküler blokerler gibi. Ayrı ve uyarı etiketiyle saklanır; hazırlarken ve uygularken iki sağlık çalışanıyla bağımsız çift kontrol yapılır.