Dahili-cerrahi terimleri

87 terim

ABCDE yaklaşımı
Akut hasta ya da yaralının sistematik değerlendirmesi: hava yolu (A), solunum (B), dolaşım (C), nörolojik durum (D: AVPU ya da Glasgow Koma Skalası ile bilinç, pupiller, kan şekeri) ve vücudun açılarak bütünüyle incelenmesi (E; ısı kaybı önlenir). Her sorun bulunduğu anda çözülür, sonra sıradakine geçilir ve her girişimden sonra yeniden değerlendirilir. Travmada önce yaşamı tehdit eden dış kanama durdurulur.
Abdominal aort anevrizması
Abdominal aortanın çapının kalıcı olarak 3 cm ve üzerine genişlemesi; ateroskleroz, sigara, hipertansiyon, erkek cinsiyet ve ileri yaşla ilişkilidir. Çoğu belirti vermez, görüntülemede ya da karında nabız atan kitle olarak saptanır; rüptür riski çap ve büyüme hızıyla artar. Hipotansiyonla birlikte ani, şiddetli karın ya da sırt ağrısı rüptürü düşündürür ve acil cerrahi gerektirir. Hemşire kan basıncını istenen aralıkta tutar ve sigarayı bırakmayı öğretir.
Adrenal yetmezlik
Kortizol eksikliği; primer hastalıkta (Addison hastalığı) aldosteron da eksiktir. Primer yetmezliğin başlıca nedeni otoimmün adrenal hasar, sekonder yetmezliğin sık nedeni uzun süreli kortikosteroidin aniden kesilmesidir. Halsizlik, kilo kaybı, hipotansiyon, hiponatremi, hipoglisemi ve yalnız primer hastalıkta hiperkalemi ile deride koyulaşma tipiktir. Enfeksiyon, cerrahi ya da atlanan steroid dozlarıyla tetiklenen adrenal kriz şoka yol açar; hemen IV hidrokortizon ve sıvı gerekir. Hemşire steroidin asla aniden kesilmemesini, hastalık günü kurallarını ve tıbbi kimlik kartı taşımayı öğretir.
Akut böbrek hasarı
Böbrek işlevinin saatler ya da günler içinde azalması. KDIGO ölçütlerine göre serum kreatininin 48 saatte ≥0,3 mg/dL ya da 7 gün içinde bazal değerin 1,5 katına yükselmesi veya idrar çıkışının 6 saat boyunca 0,5 mL/kg/saatin altında kalması tanı koydurur. Prerenal (hipovolemi), renal (nefrotoksik ilaçlar, iskemi) ve postrenal (tıkanıklık) nedenleri vardır. Hemşire idrar çıkışını, sıvı dengesini, potasyumu ve nefrotoksik ilaçları izler.
Akut koroner sendrom
Çoğunlukla koroner plak yırtılması ve üzerine oluşan pıhtıyla kalp kasının kan akımının aniden azaldığı tabloların ortak adı: kararsız angina (miyokard nekrozu yok), ST yükselmesiz MI (NSTEMI) ve ST yükselmeli MI (STEMI). Türleri EKG ve seri troponin ölçümleri ayırır; STEMI acil reperfüzyon, tercihen perkütan koroner girişim gerektirir. Aksi kanıtlanana dek göğüs ağrısı AKS kabul edilir: hemşire ilk dakikalarda 12 derivasyonlu EKG çeker, kardiyak monitörizasyon başlatır, troponin için kan alır, satürasyon %92'nin altındaysa ya da kurum protokolüne göre istemle oksijen verir.
Akut pankreatit
Aktive olan sindirim enzimlerinin pankreasa ve çevre dokulara zarar verdiği akut inflamasyon; başlıca nedenleri safra taşları ve alkoldür. Sırta yayılan şiddetli, sürekli epigastrik ağrı, bulantı ve kusma tipiktir; yüksek serum lipazı tanıyı destekler. Ağır olgularda hipovolemi, hipokalsemi, hiperglisemi, ARDS, böbrek hasarı ve şok gelişir. Hemşire istenen IV sıvıları ve analjezikleri uygular; yaşam bulgularını, aldığı-çıkardığı sıvıyı, kan şekerini ve kalsiyumu izler; dizler bükük öne eğilerek oturma gibi rahatlatıcı bir pozisyon verir.
Akut solunum sıkıntısı sendromu
Alveol kapillerlerinin geçirgenliği artınca alveollerin sıvıyla dolduğu (kardiyojenik olmayan akciğer ödemi) akut, yaygın inflamatuvar akciğer hasarı; akciğerler sertleşir, oksijene yanıtı zayıf hipoksemi gelişir. Sepsis, pnömoni, aspirasyon, ağır travma ve pankreatit sık tetikleyicilerdir. Tetikleyici etkenden sonraki 1 hafta içinde başlar; iki taraflı infiltratlar ve 300 mmHg ve altında PaO2/FiO2 oranı tipiktir. Bakımın temeli PEEP ile akciğer koruyucu ventilasyon ve ağır olguda yüzüstü pozisyondur; hemşire oksijenlenmeyi izler, ventilatörle ilişkili pnömoniyi önler.
Akut solunum yetmezliği
Akciğerlerin kanı oksijenlendirememesi, karbondioksidi atamaması ya da her ikisi. PaO2'nin 60 mmHg'nin altında olması kritik bir değerdir; karbondioksit yükseldikçe kan asitleşir ve pH düşer. Pnömoni, KOAH alevlenmesi, astım, akciğer ödemi, opioid zehirlenmesi ve nöromüsküler güçsüzlük nedenlerdendir. Huzursuzluk, anksiyete ve konfüzyon erken görülür, bunlara takipne, taşikardi ve yardımcı kas kullanımı eşlik eder; uyku hali ve siyanoz geç bulgulardır. Hemşire hastayı dik oturtur, istemle oksijen verir, arter kan gazını izler; noninvaziv ventilasyon ya da entübasyona hazırlanır.
Anafilaksi
Besin, ilaç, böcek sokması veya lateks gibi bir alerjene maruz kaldıktan dakikalar sonra gelişen, hayatı tehdit eden sistemik alerjik reaksiyon. Ürtiker, dudak ve dilde ödem, stridor, hışıltı, hipotansiyon ve kusma görülebilir. İlk seçenek tedavi intramüsküler adrenalindir ve geciktirilmemelidir. Hemşire alerjeni keser, yardım çağırır, hava yolunu korur, hastaya uygun pozisyon verir; stabil olduktan sonra da geç (bifazik) reaksiyon açısından izler.
Anemi
Kandaki hemoglobin düzeyinin ya da eritrosit sayısının yaşa ve cinsiyete göre normalin altında olması; DSÖ'ye göre erişkin erkekte hemoglobin <13 g/dL, gebe olmayan kadında <12 g/dL. Halsizlik, solukluk, taşikardi ve eforla nefes darlığı görülür. En sık neden demir eksikliğidir; kanama, B12 ve folat eksikliği ile kronik hastalık da neden olabilir. Hemşire aktivite toleransını ve düşme riskini değerlendirir, beslenme eğitimi verir.
Angina pektoris
Daralmış koroner arterler kalbin oksijen gereksinimini karşılayamadığında geçici miyokard iskemisiyle ortaya çıkan göğüs ağrısı ya da baskı hissi. Stabil angina efor ya da duygusal stresle öngörülebilir biçimde başlar, birkaç dakika sürer, dinlenme veya nitrogliserinle geçer. Yeni başlayan, istirahatte ortaya çıkan ya da giderek ağırlaşan ağrı kararsız anginadır ve akut koroner sendromdur. Atak sırasında hemşire hastayı dinlendirir, ağrıyı ve yaşam bulgularını değerlendirir, 12 derivasyonlu EKG çeker ve istemle nitrogliserin verir.
Atelektazi
Alveollerin ya da bir akciğer segmenti veya lobunun sönmesiyle akciğerin bir bölümünün havalanamaması. Ağrı, sedasyon ve hareketsizliğin yüzeyel solunuma ve sekresyon birikimine yol açtığı ameliyat sonrası dönemde sıktır; hava yolu tıkanıklığında da görülür. Azalmış solunum sesleri, bölgede raller, takipne ve düşen oksijen satürasyonu görülür; geniş alanlar hipoksemi yapar. Önleme ameliyat sonrası bakımın temel görevidir: hemşire derin solunum, öksürme ve insentif spirometre kullanımını öğretir, yeterli ağrı kontrolü sağlar, hastayı döndürür ve erken mobilize eder.
Atriyal fibrilasyon
Atriyumlardaki düzensiz ve hızlı elektriksel aktivitenin etkili kasılmanın yerini aldığı, en sık görülen aritmilerden biri. Nabız tamamen düzensizdir (düzensiz olarak düzensiz); çarpıntı, halsizlik ve nefes darlığı olabilir. Atriyumda göllenen kan pıhtılaşıp inmeye yol açabildiğinden birçok hastada antikoagülan tedavi gerekir. Hemşire apikal nabzı tam bir dakika sayar, ritmi izler; kanama ve inme belirtilerini değerlendirir.
Atriyoventriküler blok
Sinüs uyarılarının atriyumlardan ventriküllere iletiminin gecikmesi ya da durması. Birinci derecede PR aralığı 0,20 saniyeden uzundur ve her P dalgası iletilir; ikinci derecede bazı P dalgalarını QRS izlemez (tip I'de PR giderek uzar, tip II'de PR sabitken aniden QRS düşer); üçüncü derece (tam) blokta atriyumlar ve ventriküller bağımsız atar. Tip II ve tam blok bradikardi, hipotansiyon ve senkopa yol açabilir; hemşire ritmi ve perfüzyonu izler, beta bloker ve digoksin gibi ilaçları gözden geçirir, istemle geçici kalp pili uygulamasına hazırlanır.
Beyin ölümü
Beyin sapı dâhil tüm beyin işlevlerinin geri dönüşsüz kaybı; yasal olarak ölümdür. Türkiye’de 2238 sayılı Kanun’a göre nakil ekibi dışından bir nörolog ya da beyin cerrahı ile bir anesteziyoloji ve reanimasyon ya da yoğun bakım uzmanı oy birliğiyle saptar. 2025’ten bu yana sağlığında açıklanan bağış iradesi yakınların isteğinden üstündür; irade yoksa ailenin onamı istenir. Hemşire organ bağışı koordinatörüne erkenden haber verir, oksijenlenme, kan basıncı, vücut sıcaklığı ve sıvı dengesinin korunmasına katkı verir ve aileye destek olur.
Defibrilasyon
Kalbe elektrik şoku verilerek kaotik ritmin sonlandırılması ve normal ritmin geri dönmesine fırsat verilmesi. Yalnızca şoklanabilir ritimlerde, yani ventriküler fibrilasyon ve nabızsız ventriküler taşikardide kullanılır; asistoli ve nabızsız elektriksel aktivitede kullanılmaz. Otomatik eksternal defibrilatör (OED) ritmi kendisi analiz eder. Şoktan hemen önce kimsenin hastaya dokunmadığı doğrulanır ve şoktan sonra göğüs basısına hemen devam edilir.
Dehidratasyon
Vücudun aldığından fazla sıvı kaybetmesiyle gelişen sıvı açığı. Susuzluk, ağız kuruluğu, deri turgorunda azalma, az ve koyu idrar, taşikardi ve ortostatik hipotansiyon görülür; yaşlılarda konfüzyon, bebeklerde çökük fontanel önemli belirtilerdir. Hemşire aldığı-çıkardığı sıvıyı, günlük tartıyı ve elektrolitleri izler; istenen oral ya da IV sıvı replasmanını uygular.
Derin ven trombozu
Çoğunlukla bacağın derin venlerinde pıhtı oluşması; Virchow triadı (staz, damar duvarı hasarı, hiperkoagülabilite) risk etkenlerini özetler. Tek taraflı bacak şişliği, ağrı, ısı artışı ve kızarıklık görülebilir ama belirtisiz de seyredebilir. En ciddi komplikasyonu pulmoner embolidir. Önlemede erken mobilizasyon, aralıklı pnömatik kompresyon ve istem doğrultusunda antikoagülan profilaksisi yer alır.
Diyabet
İnsülin salgısı, insülin etkisi ya da her ikisindeki bozukluk sonucu gelişen kronik hiperglisemi. Tip 1 diyabette otoimmün beta hücre yıkımı vardır ve insülin zorunludur; tip 2 diyabette insülin direnci zemininde giderek azalan beta hücre insülin salgısı vardır. Tanı ölçütleri arasında açlık plazma glukozu ≥126 mg/dL ve HbA1c ≥%6,5 bulunur. Hemşirelik bakımı kan şekeri izlemi, ayak bakımı, hipoglisemi eğitimi ve öz yönetim desteğine odaklanır.
Diyabetik ketoasidoz
Ağır insülin eksikliğinde yağ yıkımıyla keton cisimlerinin birikmesi sonucu gelişen, hayatı tehdit eden metabolik asidoz; çoğunlukla tip 1 diyabette, enfeksiyon ya da atlanan insülin sonrası görülür. 2024 uzlaşı ölçütleri: glukoz ≥200 mg/dL ya da bilinen diyabet, ketonemi ve pH <7,3 ve/veya bikarbonat <18 mmol/L. Glukoz normale yakın olabilir (öglisemik DKA), ör. SGLT2 inhibitörü kullananlarda. Kussmaul solunumu, aseton kokulu nefes ve dehidratasyon tipiktir. Tedavide IV sıvı, insülin infüzyonu ve yakın potasyum izlemi esastır.
Ekstravazasyon
Vezikan (doku yıkıcı) bir ilacın damar dışına kaçarak çevre dokuya geçmesi; ağrı, yanma, şişlik ve kızarıklıkla başlar ve doku nekrozuna yol açabilir. Vezikan olmayan sıvının kaçağına infiltrasyon denir. Hemşire infüzyonu hemen durdurur, hekime haber verir ve ilaca özgü kurum protokolünü (aspirasyon, antidot, soğuk ya da sıcak uygulama) izler, ekstremiteyi yükseltir, alanı işaretleyip kaydeder ve izler.
Epilepsi
Beyindeki ani, anormal elektriksel boşalımlarla hareket, duyu, bilinç ya da davranışın değiştiği, uyarılmamış nöbetlere süregen yatkınlık. 5 dakika ya da daha uzun süren veya arasında bilincin düzelmediği tekrarlayan nöbetler status epileptikustur ve acildir. Nöbet sırasında hemşire hastanın yanında kalır, süreyi ve özellikleri not eder, hastayı yere ya da yan yatar pozisyona alır, başını korur, sıkı giysileri gevşetir, ağzına asla bir şey koymaz. Nöbetten sonra hava yolunu açık tutar, oryantasyonu ve yaralanmaları değerlendirir, antiepileptik ilaçları zamanında verir.
Gastrointestinal kanama
Sindirim kanalının herhangi bir yerinden kanama. Peptik ülser, özofagus varisleri ya da gastritten kaynaklanan üst GİS kanaması hematemez (parlak kırmızı ya da kahve telvesi) veya melena (siyah, katran gibi dışkı) ile; divertikül, tümör, hemoroit ya da kolitten kaynaklanan alt GİS kanaması çoğunlukla rektumdan kırmızı ya da koyu kırmızı kanla belirir. Hızlı kanama taşikardi, ortostatik hipotansiyon, solukluk, düşen hemoglobin ve şok yapar. Hemşire yaşam bulgularını ve dışkıyı izler, iki geniş damar yolu açar, kan grubu ve çapraz karşılaştırma örneği gönderir, istemle sıvı ve kan verir.
Glasgow Koma Skalası
Bilinç düzeyini göz açma, sözel yanıt ve motor yanıtla puanlayan ölçek; üç puanın toplamı 3 (en düşük) ile 15 (en iyi) arasındadır. Puan düştükçe bilinç bozukluğu derinleşir; 8 ve altı ağır beyin hasarını ve komayı gösterir. Toplamın yanında her bileşen ayrı kaydedilir (ör. E3V4M5); önceki değere göre 2 ve daha fazla puanlık düşüş hemen bildirilir.
Günlük yaşam aktiviteleri
Kişinin bağımsız yaşamak için yaptığı işler. Temel günlük yaşam aktiviteleri banyo, giyinme, tuvalete gitme, transfer, kontinans ve beslenme gibi öz bakım işleridir (Katz indeksi). Enstrümantal günlük yaşam aktiviteleri alışveriş, yemek yapma, ev işleri, telefon kullanma, ulaşım, ilaçları ve parayı yönetme gibi daha karmaşık işlerdir (Lawton ölçeği). Hemşire işlevdeki ani kaybı akut hastalık belirtisi olarak bildirir.
Hemodiyaliz
Kanın vücut dışındaki bir diyalizörden pompalanarak atık ürünlerden ve fazla sıvıdan arındırılması; genellikle haftada üç seans, arteriyovenöz fistül, greft ya da santral diyaliz kateteriyle yapılır. Fistül ya da greft titreşim (thrill) için palpe edilir, üfürüm için dinlenir; o koldan kan basıncı ölçülmez, damar yolu açılmaz, kan alınmaz. Hasta seanstan önce ve sonra tartılır. Hipotansiyon, kas krampları ve erişim yerinde kanama ya da başka sorunlar izlenir.
Hiperkalemi
Serum potasyumunun laboratuvarın üst sınırının (genellikle 5,0–5,1 mmol/L) üzerine çıkması; başlıca böbrek yetmezliği, ACE inhibitörleri, potasyum tutucu diüretikler ve doku yıkımına bağlıdır. Kas güçsüzlüğü, parestezi ve EKG'de sivri T dalgasından kalp durmasına uzanan aritmiler yapabilir. Hemşire kardiyak monitörizasyon yapar, kan alınırken yumruk sıkıp açmanın sonucu yanlış yükseltebileceğini bilir ve potasyum kaynaklarını gözden geçirir.
Hipernatremi
Serum sodyumunun 145 mmol/L'nin üzerine çıkması; neredeyse her zaman göreceli su eksikliğidir: ateş, ishal ya da diyabetes insipidus ile su kaybı ya da özellikle bebeklerde ve suya ulaşamayan veya susamayan yaşlı ve bakıma bağımlı kişilerde yetersiz su alımı. Beyin hücrelerinden su çekilir; susuzluk, huzursuzluk, konfüzyon, letarji ve nöbet gelişebilir. Hemşire nörolojik durumu, aldığı-çıkardığı sıvıyı, günlük tartıyı ve serum sodyumunu izler, suya ulaşamayan hastaya su sunar. Kronik hipernatremi yavaş düzeltilir; hızlı düzeltme beyin ödemi yapabilir.
Hiperozmolar hiperglisemik durum
Çoğunlukla tip 2 diyabetli yaşlılarda görülen, ketoasidozu önleyecek kadar insülin bulunduğu hâlde glukozun denetlenemediği, hayatı tehdit eden hiperglisemik kriz. 2024 uzlaşı ölçütleri arasında 600 mg/dL ve üzeri glukoz ile anlamlı ketonemi ya da asidoz olmaksızın 300 mOsm/kg'ın üzerinde efektif serum ozmolalitesi yer alır. Günler içinde, sıklıkla enfeksiyon ya da az sıvı alımıyla gelişir; ağır dehidratasyon ve konfüzyon, nöbet ya da koma yapar. Tedavi IV sıvıyla başlar, ardından insülin verilir; hemşire nörolojik durumu, glukozu, ozmolaliteyi, potasyumu ve aldığı-çıkardığı sıvıyı izler.
Hipertansif kriz
Kan basıncının ağır biçimde, genellikle 180/120 mmHg'nin üzerine yükselmesi. Ensefalopati, inme, akut koroner sendrom, akciğer ödemi, aort diseksiyonu ya da akut böbrek hasarı gibi akut hedef organ hasarı varsa hipertansif acil durum, yoksa hipertansif ivedi durum adını alır. Acil durum yoğun bakımda IV ilaçlar ve sürekli izlemle tedavi edilir; düşüş kontrollü olmalıdır; ortalama arter basıncı genellikle önce yaklaşık %20–25 düşürülür (aort diseksiyonunda daha hızlı ve daha fazla). Hemşire baş ağrısını, görmeyi, göğüs ağrısını ve nörolojik durumu izler.
Hipertansiyon
Kan basıncının sürekli olarak yüksek olması. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ≥140/90 mmHg eşiğini kullanırken ABD (ACC/AHA) kılavuzu ≥130/80 mmHg değerini hipertansiyon kabul eder. Çoğunlukla belirti vermez ama inme, kalp krizi ve böbrek hastalığı riskini artırır. Hemşire doğru teknikle ölçüm yapar; tuz kısıtlaması, egzersiz ve ilaç uyumu konusunda eğitim verir.
Hipertiroidi
Metabolizmayı hızlandıran tiroit hormonu fazlalığı; en sık nedenleri Graves hastalığı ve toksik nodüler guatrdır. Sıcağa dayanamama, terleme, iyi iştaha karşın kilo kaybı, çarpıntı, taşikardi ya da atriyal fibrilasyon, tremor, anksiyete ve ishal tipiktir; Graves hastalığında gözler öne çıkabilir. Enfeksiyon, cerrahi ya da stresle tetiklenen tiroit fırtınası yüksek ateş, ağır taşikardi, ajitasyon ya da deliryumla seyreder, ölümcül olabilir. Hemşire nabzı, ritmi, kiloyu ve ateşi izler; serin, sakin ortam ve yüksek kalorili diyet sağlar, gözleri korur, istemle antitiroit ilaç verir.
Hipervolemi
Hücre dışı alanda izotonik sıvı fazlalığı; kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, siroz, aşırı sodyum alımı ya da vücudun kaldırabileceğinden hızlı verilen IV sıvılar neden olur. Hızlı kilo artışı, ödem, boyun venlerinde dolgunluk, dolgun nabız, hipertansiyon, raller ve nefes darlığı tipiktir; akciğer ödemine ilerleyebilir. Hemşire hastayı her gün aynı saatte aynı tartıyla tartar; aldığı-çıkardığı sıvıyı ve akciğer seslerini izler, istenen sodyum ve sıvı kısıtlamasını ve diüretik tedaviyi uygular, nefes darlığında yatak başını yükseltir.
Hipoglisemi
Kan glukozunun 70 mg/dL'nin altına düşmesi; 54 mg/dL altı acil tedavi gerektiren 2. düzey hipoglisemidir. Terleme, titreme, çarpıntı, açlık, konfüzyon ve bilinç kaybı görülebilir; insülin ve sülfonilüre kullananlarda sıktır. Bilinci açık hastada 15-15 kuralı uygulanır: 15 g hızlı etkili karbonhidrat verilir, 15 dakika sonra kan şekeri ölçülür, 70 mg/dL'ye ulaşana dek tekrarlanır, ardından ara öğün ya da öğün verilir. Bilinci kapalı hastaya ağızdan bir şey verilmez; yardım çağrılır, istemle glukagon ya da IV glukoz verilir.
Hipokalemi
Serum potasyumunun 3,5 mmol/L'nin altına düşmesi; kusma, ishal ve kıvrım ya da tiyazid diüretikleri sık nedenlerdir. Kas güçsüzlüğü, kramp, kabızlık, EKG'de U dalgası ve aritmiler görülür; digoksin toksisitesi riskini artırır. Potasyum asla IV bolus (puşe) olarak verilmez; seyreltilmiş olarak infüzyon pompasıyla verilir. Ağızdan potasyum mideyi tahriş edebileceğinden yemekle alınır.
Hipokalsemi
Total serum kalsiyumunun laboratuvarın alt sınırının (yaklaşık 8,6 mg/dL) altına düşmesi; iyonize (proteine bağlı olmayan) kalsiyum da ölçülebilir. Tiroit veya paratiroit cerrahisi sonrası paratiroit hasarı, D vitamini eksikliği, kronik böbrek hastalığı, akut pankreatit ve hipomagnezemi nedenler arasındadır. Temel bulgu nöromüsküler irritabilitedir: ağız çevresinde ve parmaklarda uyuşma, kas krampları, tetani, pozitif Chvostek ve Trousseau bulguları, larenks spazmı, nöbet ve uzamış QT. Hemşire nöbet önlemleri alır, hava yolunu ve ritmi izler, istemle kalsiyum verir.
Hipomagnezemi
Serum magnezyumunun normal aralığın altına düşmesi; alkol kullanım bozukluğu, yetersiz beslenme, kronik ishal, diüretikler ve uzun süreli proton pompası inhibitörü kullanımında sıktır. Hipokalsemi gibi nöromüsküler ve kardiyak uyarılabilirliği artırır: tremor, tetani, nöbet ve torsades de pointes dâhil aritmiler görülür. Sıklıkla hipokalemi ve hipokalsemiyle birliktedir. Hemşire ritmi izler, nöbet önlemleri alır; IV replasman sırasında derin tendon reflekslerini, solunumu ve kan basıncını izler.
Hiponatremi
Serum sodyumunun 135 mmol/L'nin altına düşmesi; çoğunlukla vücutta göreceli su fazlalığını gösterir (ör. uygunsuz ADH salgısı, kalp yetmezliği, diüretikler). Baş ağrısından konfüzyon, nöbet ve komaya kadar ilerleyebilir. Hemşire nörolojik durumu izler, nöbet önlemleri alır ve istenen sıvı kısıtlamasını uygular. Kronik hiponatremi çok hızlı düzeltilirse ozmotik demiyelinizasyon gelişebilir.
Hipotiroidi
Metabolizmayı yavaşlatan tiroit hormonu eksikliği; iyot alımının yeterli olduğu yerlerde en sık nedeni Hashimoto tiroiditidir, hipertiroidi tedavisi de neden olabilir. Halsizlik, soğuğa dayanamama, kilo alma, kabızlık, kuru cilt, saç dökülmesi, bradikardi, düşüncede yavaşlama ve depresyon yavaş gelişir ve yaşlılarda kolayca gözden kaçar. Enfeksiyon, soğuk ya da sedatiflerle tetiklenen miksödem koması hipotermi, hipoventilasyon ve bilinç bulanıklığıyla seyreder. Hemşire levotiroksinin ömür boyu, her sabah aç karnına alınmasını öğretir; sedatif ve opioidleri dikkatle verir.
İdrar yolu enfeksiyonu
Üriner sistemin herhangi bir bölümünün, çoğunlukla üretradan yükselen Escherichia coli ile enfeksiyonu. Sistit (mesane) dizüri, sık idrara çıkma, sıkışma hissi ve suprapubik ağrı yapar; piyelonefritte (böbrek) ateş, titreme, yan ağrısı ve kostovertebral açı hassasiyeti eklenir, sepsise ilerleyebilir. Yaşlılarda tek bulgu yeni konfüzyon olabilir. Hemşire ilk antibiyotikten önce kültür için orta akım ya da kateter idrarı alır, kısıtlama yoksa sıvı alımını destekler, tedavinin tamamlanmasını öğretir. Belirtisiz bakteriüri gebelik dışında genellikle tedavi gerektirmez.
İnme
Beyne giden kan akımının bir damarın tıkanması (iskemik inme) ya da kanama (hemorajik inme) nedeniyle aniden bozulması. Yüzde asimetri, kolda güçsüzlük, konuşma bozukluğu, ani görme kaybı ve denge kaybı uyarı belirtileridir (BE-FAST). Tedavi süreleri hastanın en son normal görüldüğü andan itibaren hesaplanır; bu nedenle belirtilerin başladığı saat, bilinmiyorsa hastanın en son normal görüldüğü saat kaydedilir. Yutma taraması yapılmadan ağızdan bir şey verilmez; aspirasyon ve düşme önlenir.
Kafa içi basınç artışı
Kafatası içindeki beyin dokusu, kan ya da beyin-omurilik sıvısı hacmi arttıkça basıncın yükselmesi; travma, kanama, tümör veya ödem nedeniyle gelişir. En erken belirti bilinç düzeyindeki değişikliktir; Cushing triadı (hipertansiyon, bradikardi, düzensiz solunum) beyin herniasyonunun geç uyarısıdır, anormal postür ise ağır beyin hasarını gösterir. Hemşire yatak başını 30° yükseltir, başı orta hatta tutar ve sık nörolojik değerlendirme yapar.
Kalp tamponadı
Perikard kesesinde biriken sıvı, kan ya da pıhtının kalbe bası yapması; ventriküller dolamaz ve kalp debisi hızla düşer. Göğüs travması, kalp cerrahisi, perikardit, kanser ya da böbrek yetmezliği sonrasında gelişebilir. Klasik bulgular Beck triadı (hipotansiyon, boyun venlerinde dolgunluk, derinden gelen kalp sesleri), taşikardi ve inspirasyonda sistolik basıncın 10 mmHg'den fazla düştüğü paradoks nabızdır. Acil durumdur: hemşire hemen bildirir, yaşam bulgularını yakından izler ve hastayı acil perikardiyosentez ya da cerrahi drenaja hazırlar.
Kalp yetmezliği
Kalbin dokuların gereksinimini karşılayacak kadar kan pompalayamaması. Sol kalp yetmezliğinde akciğerde konjesyon (dispne, ortopne, raller), sağ kalp yetmezliğinde sistemik konjesyon (periferik ödem, boyun venlerinde dolgunluk, hepatomegali) öne çıkar. Hemşire hastayı her gün aynı koşullarda tartar; günde 1 kg'dan veya haftada 2 kg'dan fazla artışı bildirir, tuz kısıtlaması, istenmişse sıvı kısıtlaması ve ilaç uyumu konusunda eğitir.
Kapalı su altı drenajı
Plevra boşluğuna yerleştirilen tüpün tek yönlü su kilidi olan kapalı bir sisteme bağlanmasıyla hava, sıvı ya da kanın boşaltılması ve akciğerin yeniden genişlemesi. Sistem dik ve göğüs düzeyinin altında tutulur; hortum bükülmez. Su kilidinde suyun solunumla inip çıkması beklenir; sürekli kabarcık hava kaçağını düşündürür. Drenajın miktarı ve rengi kaydedilir; bulanık drenaj ya da 4 saat boyunca saatte ortalama 200 mL'yi aşan drenaj bildirilir. Tüp ayrılırsa ucu steril suya batırılır; tüp çıkarsa giriş yeri üç kenarı bantlanmış steril oklüzif pansumanla örtülür ve hemen hekime haber verilir.
Kapsamlı geriatrik değerlendirme
Yaşlının bedensel sağlığının, işlevsel yeterliliğinin (günlük yaşam aktiviteleri), biliş ve duygu durumunun, beslenmesinin, kontinansının, düşme riski ve hareketliliğinin, ilaçlarının, duyusal işlevlerinin ve bakım verenler ile ev güvenliği dâhil sosyal durumunun multidisipliner değerlendirmesi. Mini-Cog, Geriatrik Depresyon Ölçeği ve Mini Nütrisyonel Değerlendirme gibi kısa araçlar kullanılır. Kişinin bağımsızlığını korumayı amaçlayan eşgüdümlü bir bakım planına dönüşür.
Karbonmonoksit zehirlenmesi
Kokusuz ve renksiz karbonmonoksit gazının solunmasıyla oluşan zehirlenme; Türkiye’de kışın soba, şofben ve kombilerden kaynaklanan vakalar sıktır. Gaz hemoglobine oksijenden çok daha sıkı bağlanır; standart nabız oksimetresi karboksihemoglobini oksihemoglobin gibi okuduğundan SpO2 yanıltıcı biçimde normal görünebilir. Baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı ve bilinç bulanıklığı aynı evdeki birkaç kişide görülebilir. Hasta ortamdan çıkarılır, yüksek akımlı oksijen verilir ve karboksihemoglobin ölçülür.
Kardiyopulmoner resüsitasyon
Kalp durmasında dolaşımı ve solunumu sürdürmek için göğüs basısı ve soluk verme. ERC 2025 yetişkin temel yaşam desteği kılavuzuna göre göğsün ortasına 5–6 cm derinlikte, dakikada 100–120 hızla bası yapılır, göğsün tamamen geri gelmesine izin verilir, duraklamalar en aza indirilir; ileri hava yolu yoksa 30 basıya 2 soluk verilir ve defibrilatör en kısa sürede kullanılır. Hastanede mavi kod ekibi çağrılır.
Kemoterapi
Hızlı bölünen hücreleri hedefleyen ilaçlarla kanser tedavisi. Kemik iliği, ağız ve bağırsak mukozası ve saç köklerindeki normal hücreleri de etkilediğinden kan değerlerinde düşme, mukozit, bulantı-kusma ve saç dökülmesine yol açar; kan değerlerinin en düşük olduğu döneme nadir denir. Tehlikeli ilaç olarak eğitimli personelce hazırlanır; hemşire kemoterapiye dayanıklı eldiven ve önlük kullanır ve vezikan ilaçlarda ekstravazasyonu izler.
Kırılganlık
Yaşlıda fizyolojik yedeğin azalarak kişiyi enfeksiyon, ameliyat ya da yeni bir ilaç gibi küçük stres etkenlerine karşı savunmasız bırakması; düşme, deliryum, inkontinans ve basınç yarası gibi geriatrik sendromlarla birlikte görülür. İstemsiz kilo kaybı, tükenmişlik, güçsüzlük, yavaş yürüme ve düşük fiziksel etkinlik belirtileridir. Hemşire kırılganlığı tarar; egzersiz, yeterli protein alımı ve ilaçların gözden geçirilmesini destekler.
Kronik böbrek hastalığı
3 aydan uzun süren böbrek hasarı ya da işlev kaybı; GFR'nin 60 mL/dk/1,73 m²'nin altında olması ya da idrarda albümin gibi hasar belirteçleriyle tanımlanır. Başlıca nedenleri diyabet ve hipertansiyondur. İlerledikçe atık ürünler, sıvı, potasyum ve fosfat birikir; anemi, metabolik asidoz, hipertansiyon ve kemik hastalığı gelişir; evre 5 (böbrek yetmezliği) diyaliz ya da nakil gerektirir. Hemşire tartıyı, kan basıncını, aldığı-çıkardığı sıvıyı ve elektrolitleri izler, nefrotoksik ilaçlardan kaçınır, ileride diyaliz erişimi için koldaki venleri korur.
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı
Hava yolu ve/veya alveol anormalliklerine bağlı, kalıcı ve çoğunlukla ilerleyici hava akımı kısıtlılığıyla seyreden kronik akciğer hastalığı; başlıca nedeni sigara dumanıdır, ancak biyokütle yakıt dumanı ve mesleki maruziyetler de neden olur. Nefes darlığı, kronik öksürük ve balgam görülür. Karbondioksit tutan hastalarda oksijen hedef satürasyona (genellikle %88–92) göre ayarlanır. Hemşire büzük dudak solunumu, etkili öksürme, sigarayı bırakma ve aşılanma konusunda eğitim verir.
Kronik venöz yetmezlik
Ven kapakçıklarının hasarı (ör. derin ven trombozu sonrası) ya da venlerin süregen genişlemesiyle bacaklardan venöz dönüşün bozulması; kan göllenir ve venöz basınç artar. Bacaklarda ağrı ve ağırlık, ayakta durunca artan ödem, varisler, deride kahverengileşme, staz dermatiti ve çoğunlukla bacağın iç yüzünde düzensiz kenarlı ülserler görülür; nabızlar genellikle alınır. Hemşire bacakları kalp düzeyinin üzerine kaldırır, yürümeyi teşvik eder; istenen kompresyon ağır arter hastalığında sakıncalı olduğundan önce arter dolaşımını (ör. ayak bileği-kol indeksi) değerlendirir ve kırılgan deriyi korur.
Mekanik ventilasyon
Solunumu yetersiz olan hastada akciğerlere bir cihazla, çoğunlukla endotrakeal tüp ya da trakeostomi yoluyla hava verilmesi. Hemşire tüpün yerini ve dudak hizasındaki derinliğini izler, gerektiğinde aspirasyon yapar, alarmlara önce hastaya bakarak yanıt verir ve ventilatör ilişkili pnömoniyi önleme paketini (yatak başı 30–45 derece, ağız bakımı, günlük sedasyona ara verme) uygular. Sorun hemen çözülemezse hasta balon-valf-maskeyle solutulur.
Miyastenia gravis
Antikorların nöromüsküler kavşaktaki asetilkolin reseptörlerini engellediği, kas güçsüzlüğünün hareketle arttığı ve dinlenmeyle azaldığı otoimmün hastalık. İlk bulgular çoğunlukla göz kapağı düşüklüğü ve çift görmedir; sonra çiğneme, yutma, konuşma ve solunum kasları güçsüzleşir. Enfeksiyon, cerrahi, stres ve bazı ilaçlar ventilasyon gerektiren solunum yetmezliğiyle seyreden miyastenik krizi tetikleyebilir. Hemşire antikolinesteraz ilaçları zamanında, tercihen yemekten önce verir, beslenmeden önce yutmayı değerlendirir, solunum çabasını izler, zayıflayan öksürüğü bildirir.
Miyokard infarktüsü
Koroner arterin tıkanmasıyla kalp kasının iskemiye bağlı olarak ölmesi. Tipik belirti, dinlenmekle geçmeyen ve kola, çeneye ya da sırta yayılan göğüs ağrısı ya da ağırlık hissidir; kadınlarda, yaşlılarda ve diyabetlilerde nefes darlığı, bulantı veya halsizlik gibi atipik belirtiler sıktır. Tanı EKG ve troponinle konur. Hemşire başvurudan sonraki ilk dakikalarda 12 derivasyonlu EKG çeker, ağrıyı ve ritmi izler: zaman kalp kasıdır.
Multipl skleroz
Merkezi sinir sistemindeki miyelinin bağışıklık aracılı hasarıyla sinir iletiminin yavaşladığı ya da durduğu kronik hastalık; çoğunlukla genç erişkinlerde, kadınlarda daha sık başlar ve en sık ataklar ve düzelmelerle seyreder. Belirtiler lezyonun yerine göre değişir: görme kaybı ya da çift görme, uyuşma, güçsüzlük, spastisite, yorgunluk, denge sorunları, mesane ve bağırsak işlev bozukluğu. Sıcak, enfeksiyon ve stres belirtileri ağırlaştırabilir. Hemşire enerjinin korunmasını destekler, düşmeleri önler, serin ortam sağlar, mesane işlevini ve spastisiteyi yönetir, tedaviye uyumu destekler.
Nötropeni
Nötrofil sayısının azalması; genellikle mutlak nötrofil sayısının 1500/mm³'ün altında olmasıdır, 500/mm³'ün altı ağır nötropenidir. En sık nedeni kemoterapidir. İnflamasyon ve irin oluşturacak hücre az olduğundan enfeksiyon az bulgu verir ve tek ipucu ateş olabilir: tek ölçümde 38,3 °C ve üzeri ya da bir saat süren 38,0 °C ve üzeri ateş febril nötropenidir; bir saat içinde kültür ve IV antibiyotik gerektiren acil durumdur. Hemşire titiz el hijyeni uygular, rektal ateş ölçmez, hasta olan ziyaretçileri uzak tutar ve ateşin hemen bildirilmesini öğretir.
Oligüri
İdrar çıkışının azalması; erişkinde genellikle günde 500 mL'nin ya da hastanede yatan hastada 0,5 mL/kg/saatin altı olarak tanımlanır. Hipovolemi, şok, akut böbrek hasarı veya idrar yolu tıkanıklığının erken belirtisi olabilir. Sondalı hastada önce kateterin bükülmüş ya da tıkalı olmadığı kontrol edilir, ardından saatlik idrar izlenir ve azalma bildirilir. Günde 50 mL'nin altındaki idrar çıkışına anüri denir.
Orak hücre hastalığı
Hemoglobin S nedeniyle eritrositlerin stres altında sertleşip orak biçimini aldığı, küçük damarları tıkadığı ve erken yıkıldığı kalıtsal (otozomal resesif) hemoglobin hastalığı. Vazooklüzif ağrı krizleri, kronik hemolitik anemi, akut göğüs sendromu, inme, dalak hasarına bağlı ağır enfeksiyon eğilimi ve organ hasarı görülür. Dehidratasyon, hipoksi, soğuk, enfeksiyon ve stres krizi tetikler. Hemşire ağrıyı hızla tedavi edip sık değerlendirir, istenen sıvı ve oksijeni verir, hastayı sıcak tutar; ateşi, göğüs ağrısını, yeni nefes darlığını (akut göğüs sendromu) ve nörolojik değişiklikleri izler.
Oral mukozit
Kemoterapi ya da baş-boyun radyoterapisine bağlı ağız mukozasının ağrılı inflamasyonu ve ülserasyonu; yemeyi ve içmeyi zorlaştırır ve enfeksiyon için giriş kapısı olur. Hemşire ağzı her gün değerlendirir, yumuşak diş fırçası ve protokole uygun yumuşak gargaralarla ağız hijyenini sürdürür, alkollü gargaralardan, tütünden ve baharatlı, asitli ya da sert yiyeceklerden kaçınılmasını önerir ve ağrıyı kontrol eder.
Palyatif bakım
DSÖ’ye göre yaşamı tehdit eden hastalıkla karşı karşıya kalan hasta ve ailelerin ağrı ile diğer bedensel, psikososyal ve manevi sorunlarını erken saptayıp gidererek yaşam kalitesini artıran yaklaşım. Yalnızca yaşamın sonunda değil, tanıdan itibaren iyileştirici tedaviyle birlikte verilebilir. Türkiye’de hastanelerdeki palyatif bakım merkezleri ve evde sağlık hizmetleri sunar. Hemşire semptomları yönetir, hasta ve aileyi destekler ve yas sürecinde yanlarında olur.
Parkinson hastalığı
Substantia nigradaki dopamin üreten nöronların kaybıyla seyreden ilerleyici nörodejeneratif hastalık. Temel bulgular istirahat tremoru (çoğunlukla hap yuvarlama), rijidite, bradikinezi ve postüral instabilitedir; küçük adımlı yürüyüş, maske yüz, kısık ses, kabızlık ve ortostatik hipotansiyon eşlik eder; depresyon ve demans gelişebilir. Geciken bir doz ani hareketsizliğe yol açabileceğinden levodopa ve diğer antiparkinson ilaçlar tam zamanında verilir. Hemşire düşmeleri önler, aspirasyonu önlemek için yutmayı değerlendirir, fiziksel aktiviteyi ve güvenli öz bakımı destekler.
Peptik ülser
Mide ya da duodenum mukozasında derin katmanlara uzanan aşınma; başlıca nedenleri Helicobacter pylori enfeksiyonu ve NSAİİ'lerdir, sigara ve alkol riski artırır. Yanıcı ya da kemirici epigastrik ağrı tipiktir; duodenum ülserinde ağrı sıklıkla yemekle azalır ve hastayı gece uyandırır, mide ülserinde yemekten sonra artabilir. Kanama (kahve telvesi gibi kusma, siyah katran renkli dışkı) ve perforasyon (karın sertliğiyle ani, şiddetli karın ağrısı) acildir. Hemşire NSAİİ ve sigaradan kaçınmayı, H. pylori tedavisini tamamlamayı öğretir; kanama bulgularını bildirir.
Periferik arter hastalığı
Ekstremite, çoğunlukla bacak arterlerinin ateroskleroz nedeniyle daralması; başlıca risk etkenleri sigara ve diyabettir. Klasik belirti aralıklı kladikasyodur: yürürken baldırda ağrı olur, dinlenince geçer. İleri evrede istirahat ağrısı, zayıf ya da alınamayan nabızlar, soğuk, soluk ve tüysüz deri ve ayak parmaklarında ağrılı ülserler görülür; ayak bileği-kol indeksinin 0,90'ın altında olması tanıyı destekler. Hemşire nabızları ve deriyi değerlendirir, bacakları yükseltmez, düz ya da hafif sarkık tutar; yürüyüş egzersizini, ayak bakımını ve sigarayı bırakmayı destekler.
Periton diyalizi
Hastanın kendi peritonunu süzgeç olarak kullanan diyaliz: diyaliz sıvısı kateterle karın boşluğuna verilir, bir süre bekletilir, sonra atıklar ve fazla sıvıyla birlikte boşaltılır. Evde elle ya da gece makineyle yapılabilir. Başlıca komplikasyon peritonit olduğundan hemşire titiz el hijyeni ve aseptik bağlantı tekniğini öğretir; bulanık dönüş sıvısı, karın ağrısı ya da ateşin hemen bildirilmesini ister. Diyaliz sıvısı talimata göre ısıtılır (ambalajsız torba mikrodalgaya konmaz); giren ve çıkan sıvı miktarı ile dönüş sıvısının görünümü kaydedilir, kateter çıkış yeri kontrol edilir.
Plevral efüzyon
Visseral ve paryetal plevra arasında anormal sıvı birikmesi. Sıvı plevra boşluğuna geri emilebileceğinden daha hızlı girdiğinde, ör. kalp, böbrek ya da karaciğer yetmezliğinde veya pnömoni ya da kanserde gelişir. Nefes darlığı, öksürük ve derin solukla artan keskin göğüs ağrısı tipiktir. Torasentezde hemşire hastanın istenen pozisyonu, genellikle yatağın kenarında oturmayı almasına yardım eder; işlemden sonra solunumu, yaşam bulgularını ve girişim yerini izler, pnömotoraks bulgularını bildirir.
Pnömoni
Akciğer parankiminin çoğunlukla bakteri ya da virüslere bağlı enfeksiyonu. Ateş, öksürük, balgam, plöretik göğüs ağrısı, takipne ve raller görülür; yaşlılarda ilk belirti konfüzyon olabilir. Hemşire oksijenlenmeyi izler, kültür örneğini ilk antibiyotikten önce alır; derin solunum, öksürük egzersizleri ve erken mobilizasyonu destekler. Aspirasyon önlemleri ve aşılama korunmada önemlidir.
Pnömotoraks
Plevra boşluğunda biriken havanın akciğeri kısmen ya da tamamen söndürmesi. Kendiliğinden (ör. KOAH gibi bir akciğer hastalığında), travmayla ya da santral kateter takılması gibi girişimlerden sonra gelişebilir. Ani plöretik göğüs ağrısı, nefes darlığı, takipne ve etkilenen tarafta azalmış ya da alınamayan solunum sesleri tipiktir. Tansiyon pnömotoraksta göğüs içi basınç artışı trakeayı karşı tarafa iter, kalp debisi ve kan basıncı düşer; bu acil durum hemen iğne dekompresyonu gerektirir. Hemşire hastayı dik oturtur, istemle oksijen verir, göğüs tüpüne hazırlanır.
Pulmoner emboli
Çoğunlukla bacak venlerinden kopan bir pıhtının pulmoner arteri tıkaması. Ani başlayan nefes darlığı, plöretik göğüs ağrısı, taşikardi, takipne, anksiyete ve hipoksemi tipiktir; büyük emboli ağır hipotansiyona yol açabilir ve hayatı tehdit edebilir. Hemşire yardım çağırır, yatak başını yükseltir, istenen oksijeni verir, yaşam bulgularını izler ve antikoagülan tedaviye hazırlık yapar.
Radyoterapi
Yüksek enerjili ışınla kanser hücrelerinin DNA’sına zarar veren tedavi. Dış ışın radyoterapisinde hasta radyoaktif olmaz; geçici iç yerleştirme (brakiterapi) ve bazı sistemik radyoaktif tedavilerde bir süre ışın yayar ve süre, mesafe ve zırhlama ilkeleri uygulanır. Yan etkiler tedavi alanına göre değişir; deri ılık su ve hafif sabunla nazikçe yıkanır, tedavi işaretleri silinmez ve bölge güneşten korunur.
Santral venöz basınç
Sağ atriyuma yakın vena kavadaki kan basıncı; santral venöz kateterle ölçülür ve sağ kalbin dolum basıncını yansıtır. Sıvı durumu ve sağ ventrikül işlevi diğer bulgularla birlikte yorumlanırken kullanılır: düşük değer hipovolemiyi, yüksek değer sıvı yüklenmesini, sağ kalp yetmezliğini, pulmoner hipertansiyonu ya da kalp tamponadını düşündürür; tek ölçümden çok eğilim önemlidir.
Sepsis ve septik şok
Sepsis, enfeksiyona karşı düzensiz konak yanıtının yol açtığı hayatı tehdit eden organ işlev bozukluğudur. Septik şokta yeterli sıvıya rağmen ortalama arter basıncını 65 mmHg ve üzerinde tutmak için vazopresör gerekir ve laktat 2 mmol/L'nin üzerindedir. Ateş ya da hipotermi, taşikardi, takipne, konfüzyon ve hipotansiyon uyarı belirtileridir. Erken tanıma hayat kurtarır: kültürler alınır, antibiyotik ve sıvı tedavisi gecikmeden başlanır.
Sinüs bradikardisi
Sinüs düğümünden kaynaklanan, dakikada 60'ın altında, düzenli ve her QRS'den önce normal P dalgası bulunan ritim. Sporcularda normal olabilir; beta blokerler, digoksin, hipotermi, hipotiroidi, kafa içi basınç artışı ya da güçlü vagal uyarı da neden olur. Birçok hastada belirti yoktur; baş dönmesi, halsizlik, hipotansiyon, konfüzyon ya da senkop perfüzyonun yetersiz kaldığını gösterir. Hemşire monitörle yetinmez, hastayı değerlendirir: kan basıncına ve bilince bakar, ilaçları gözden geçirir, belirti veren bradikardiyi hemen bildirir.
Sinüs taşikardisi
Sinüs düğümünden kaynaklanan, erişkinde dakikada 100'ün üzerinde, düzenli ve her QRS'den önce normal P dalgası bulunan ritim. Çoğunlukla ateş, ağrı, anksiyete, hipovolemi, kanama, hipoksemi, anemi ya da uyarıcılar gibi bir tetikleyiciye kalbin yanıtıdır; hızlı atım vuruşlar arasındaki dolum süresini kısaltır. Hızın kendisi değil nedeni tedavi edilir: hemşire ağrıyı, vücut sıcaklığını, sıvı durumunu, oksijen satürasyonunu ve kanama bulgularını değerlendirir; yeni ve süregen taşikardiyi bildirir.
Siroz
Karaciğerde normal dokunun yerini fibröz doku ve nodüllerin aldığı ileri evre hasar; en sık nedenleri alkol, kronik hepatit B ya da C ve yağlı karaciğer hastalığıdır. Portal hipertansiyon ve azalan karaciğer işlevi asit, ağır kanayabilen özofagus varisleri, sarılık, kanama eğilimi ve amonyak birikimiyle hepatik ensefalopatiye (konfüzyon, asteriksis) yol açar. Hemşire hastayı her gün tartar, karın çevresini ölçer, kanama ve bilinç değişikliklerini izler, istemle laktüloz verir, karaciğerde yıkılan sedatiflerden kaçınır, alkolü bırakmayı destekler.
Şok
Dokulara yetersiz kan akımı ve oksijen sunumu nedeniyle hücresel işlevin bozulduğu, hayatı tehdit eden durum. Hipovolemik, kardiyojenik, septik, anafilaktik ve nörojenik tipleri vardır. Taşikardi, hipotansiyon, soğuk ve nemli cilt (sepsiste sıcak olabilir), idrar çıkışında azalma ve bilinç değişikliği görülür. Hemşire yaşam bulgularını, ortalama arter basıncını ve idrar çıkışını yakından izler.
Supraventriküler taşikardi
Ventriküllerin üzerinden başlayan taşikardilerin genel adı; genellikle paroksismal SVT kastedilir: hızı sıklıkla dakikada 160'ın üzerinde olan, aniden başlayıp biten dar QRS'li ritim. Çarpıntı, baş dönmesi, nefes darlığı ve göğüste rahatsızlık sıktır; çok yüksek hız hipotansiyona yol açabilir. Stabil hastada önce vagal manevralar denenir, sonra istemle adenozin monitör izleminde, hastaya en yakın noktadan hızlı IV bolus olarak verilir ve hemen ardından hızla serum fizyolojikle yıkanır; stabil olmayan hastada senkronize kardiyoversiyon gerekir.
TNM evrelemesi
Kanserin yaygınlığını tanımlayan sistem: T birincil tümörün büyüklüğü ve yayılımı, N bölgesel lenf düğümlerinin tutulumu, M uzak metastaz varlığıdır. Bunlar birleşerek 0’dan IV’e kadar evreleri oluşturur. Tümör derecesi ise hücrelerin mikroskopta ne kadar anormal göründüğünü anlatır; yüksek dereceli tümörler daha hızlı büyüme eğilimindedir. Evre tedavi seçimine ve prognoza yol gösterir.
Trombositopeni
Trombosit sayısının 150 × 10³/µL'nin altına düşmesi; azalmış yapım (kemoterapi, lösemi, kemik iliği yetmezliği), artmış yıkım (immün trombositopeni, heparinin indüklediği trombositopeni, DİK) ya da dalakta tutulma nedeniyle gelişir. Peteşi, kolay morarma, diş eti ve burun kanaması, idrarda ya da dışkıda kan uyarı bulgularıdır; çok düşük sayılarda kendiliğinden kanama olabilir. Hemşire kanama önlemlerini uygular: yumuşak diş fırçası ve elektrikli tıraş makinesi, mümkünse IM enjeksiyon ve rektal girişimden kaçınma, asetilsalisilik asit ve NSAİİ vermeme, düşmeleri önleme; yeni kanamayı bildirir.
Tümör lizis sendromu
Tedavi başlarken kanser hücrelerinin hızla parçalanmasıyla kana potasyum, fosfat ve ürik asit geçmesi; hiperkalemi, hiperfosfatemi, hipokalsemi, hiperürisemi ve akut böbrek hasarına yol açan onkolojik acil. Risk, bazı lösemi ve lenfomalar gibi hızlı büyüyen, tümör yükü büyük kanserlerde en yüksektir. Hemşire istem doğrultusunda hidrasyon ve önleyici ilaçları uygular, idrar çıkışını, elektrolitleri ve EKG’yi izler ve aritmi belirtilerini hemen bildirir.
Üriner inkontinans
İstemsiz idrar kaçırma. Başlıca tipleri stres (öksürme, hapşırma ya da yük kaldırmayla), sıkışma (ani ve güçlü idrar yapma isteğiyle), taşma (tam boşalmayan mesaneden) ve fonksiyonel (hareket ya da bilişsel sorunlar nedeniyle tuvalete zamanında ulaşamama) inkontinanstır. Yaşlanmanın olağan bir parçası değildir. Hemşire nedeni araştırır, zamanlı boşaltım ve pelvik taban egzersizlerini destekler ve cildi temiz ve kuru tutar.
Ürolitiyazis
İdrar yollarında çoğunlukla kalsiyum içeren taş oluşması; dehidratasyon, tuz ve hayvansal proteinden zengin beslenme, gut ve tekrarlayan enfeksiyonlar riski artırır. Üreterden inen taş renal kolik yapar: kasığa yayılan ani, şiddetli, dalgalar halinde yan ağrısı; sıklıkla bulantı, kusma ve hematüri eşlik eder. Hemşire istenen analjezikleri uygular, tüm idrarı süzer ve düşen taşı analiz için saklar, aldığı-çıkardığı sıvıyı kaydeder. Tıkayıcı taşla birlikte ateş ya da titreme enfeksiyonu düşündürür ve acil tedavi gerektirir. Tekrarı önlemek için bol sıvı alımı öğretilir.
Ventriküler erken atım
Sinüs düğümü yerine ventrikülden kaynaklanan erken atım: QRS geniş ve biçimi bozuktur, ardından çoğunlukla bir duraklama gelir. Seyrek erken atımlar yaygındır ve çoğunlukla zararsızdır; sık, ikili ya da farklı biçimli atımlar kalp yetmezliği ya da elektrolit bozukluğu (ör. düşük potasyum, magnezyum) gibi daha ciddi bir sorunu gösterir ya da kafein, enerji içeceği veya alkole bağlıdır; T dalgasının üzerine düşen erken atım (R on T) ventriküler taşikardiyi tetikleyebilir. Hemşire hipotansiyon ve baş dönmesini değerlendirir, potasyum ve magnezyumu gözden geçirir, artan atım sıklığını bildirir.
Ventriküler fibrilasyon
Ventriküllerde etkili kasılma oluşturmayan kaotik elektriksel aktivite; kalp debisi ve nabız yoktur, EKG'de tanınabilir QRS içermeyen düzensiz dalgalı bir çizgi görülür. Şoklanabilir bir kardiyak arrest ritmidir ve tedavi edilmezse dakikalar içinde ölüme yol açar. Gevşek bir elektrot VF'yi taklit edebileceğinden, monitöre göre davranmadan önce hastanın yanıtsız ve nabızsız olduğu doğrulanır. Yardım çağrılır, hemen yüksek kaliteli KPR başlanır ve defibrilatör ulaşır ulaşmaz şok verilir; şok olabildiğince hızlı verilmelidir.
Ventriküler taşikardi
Ventriküllerden kaynaklanan, hızı sıklıkla dakikada 120'nin üzerinde olan geniş QRS'li taşikardi. Koroner arter hastalığı, önceki kalp hasarı, kalp yetmezliği, düşük potasyum ya da magnezyum gibi elektrolit bozuklukları ve bazı ilaçlar nedenler arasındadır; ventriküler fibrilasyona dönüşebilir. Önce hasta değerlendirilir: nabız yoksa hemen KPR başlanır ve defibrilasyon yapılır; nabız varken hipotansiyon, bilinç değişikliği ya da göğüs ağrısı varsa senkronize kardiyoversiyon için hazırlık yapılır; stabil hastaya istemle antiaritmik ilaç verilir.
Yara ayrılması
Cerrahi yara kenarlarının kısmen ya da tamamen ayrılması. Obezite, diyabet, enfeksiyon, yetersiz beslenme ve öksürük gibi karın içi basıncı artıran durumlar riski artırır. Organların yaradan dışarı çıkması (evisserasyon) acildir: hemşire organları steril serum fizyolojikle nemlendirilmiş pansumanla örter, hastayı düşük Fowler pozisyonuna alır, ağızdan bir şey vermez ve hemen hekime haber verir.